Feeds:
Posts
Comments

Posts Tagged ‘ilerlemek’

-36-

 

Bu sefer anahtarı tekilliğin ortasına çevirmiştim. Geçmişin tozlarından sıyrılan zihnim tamamen sessizliğe bürünmüştü. Yalnızlık dediğimizde kendimizden başkası yoktur. Bu hissettiğim ise tekillikten başkası değildi. İçinde durduğum dört duvar sanki her an üzerime yıkılacak gibi duruyordu. Otursam mı ayakta mı dursam bilemez bir halde o duvarlara bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Adım atsam sanki o duvara toslayacaktım. Tekillikti bu, sebepsiz bir korku sarmıştı içimi çünkü kafamın içindeki sesler de susmuştu.

 

Tekillik içinde zamanın akışını fark edemiyor insan o nedensiz korku içini sararken. Toparlanmam lazım diye düşündüm. Bütün o sessizliği dolduracak şekilde derin bir nefes aldım. Korkunun boğazıma yapışmış elini oradan sökmeye çalışırken bir yandan o boşluğa sesleniyordum. “Neredesiniz?”  ne deli, ne ihtiyar ne de ustam hiç ses yoktu. Bir parça daha beni boğmaya çalışan korkuyu daha üzerimden atmaya çalışırken tekrar seslendim “Neredesiniz?”. O boğuşmanın ortasında giderek sesimin zayıfladığını hissettim. Korku böyle bir şey diye öğretmişti ustam. Boğazına yapışırsa soluk alamaz hale gelirsin yavaş yavaş gücünü tüketir. Ayakta duramaz hale gelirsin demişti. Şimdi bu durumu yakından görmüş oldum diye düşündüm.

 

Bunun üstesinden gelmeyi öğrenmiştim dedim kendi kendime. Korkular mantığın çemberinden taşan düşünceler ile yeşeren tohumlardır demişti ustam. Korku ile mücadelede görmezden gelmek bu sebeple işe yaramaz. Göz ardı ettikçe o da git gide büyüyerek gelişir. Bir nokta da artık görmezden gelmemek işe yaramaz çünkü koca bir ufku kaplamıştır. Ve artık ondan başka görülecek bir şey kalmamıştır. Mantık çemberinde öğütülmesi gereklidir, sebepleri ve sonucu görmeye başlayınca artık o kadar da güçlü bir rakip olmadığını görmüşümdür. Tekilliğin içinde daha önce de olmuştum. Boğuşmayı bıraktım, öylece duruyordum. Kıpırdamadan ne kadar durduğuma emin değilim sadece o boşluğa gözlerimi dikmiş zamanın ya da tükenecek ne varsa tükenmesini veya beni tüketmesini bekliyordum.

 

Böylesi zamanlar uzundur, bir an bile olsa o anın geçmesi sanki yıllar alır. Ama o an geçmişti artık, içimdeki korku kendini sakinliğe bırakıyor ve içimdeki boşluk yavaş yavaş kayboluyordu. Uzun süre nefessiz kaldıktan sonra alınan ilk nefes gibidir bu an. Gücünün tükendiğini düşündüğünde seni bir adım daha öteye taşıyan o adımı atınca hissettiğin duygudur. Daha önce de tekilliğin ortasına düşmemiş miydim? Orada ayağa kalkarken kimse var mıydı yanımda? Cevabı veren ustam oldu “Yoktu”. Her zaman olduğu gibi doğru zamanda aradığım cevabın içinde belirmişti ustam. “Yoktu aslında çoğu insan aynı şeyi yaşar. Yeni atacağı ilk adımların kararını alırken kendi tekilliğini yaşar. Karar verdikten sonra ise kimi o tekillikle yola devam ederken kimileri ise o kararına yoldaş bulmuştur” diye ekledi. Açıkçası o an da havadan sudan bile bahsetse bana iyi geleceği için yüzümdeki gülümsemeye fazla engel olamadım.

 

“Tek olsan da bazen yürümeye devam etmek zorundasın” dedi ustam. Haklıydı. Biraz zorluydu ama bu zorlu seçimden diğerlerine oranla daha da kuvvetlenerek çıkmak mümkündü. Kendini biraz daha iyi tanıyarak. Ustamla göz göze geldiğimde gülümsedi “Hem o kadar yalnız değilsin kafanın içindeki gürültücüleri unutma. Bu seferlik onları zor da olsa ben susturdum o yüzden bu sessizliğe fazla alışma daha cevaplayacak çok soru seni bekliyor olacak”…

 

Çağrı SEFEROĞLU

Read Full Post »