Feeds:
Posts
Comments

Posts Tagged ‘kül’

-33-

Kar kül gibi yağıyordu şehre, sanki içimdeki deli benliğimi, ruhumu hayallerim ile tutuşturup, küllerini saçmıştı gökyüzüne. “Çok güzel bir manzara değil mi?” diye sorduğunda “garip diyebildim “bu küller benim kefenim gibiyken koca bir şehrin gelinliği olabiliyor”. Yoldan her geçenin, üzerine basıp geçtiği her kar tanesi küllerimi lekeliyor gibi geliyor” bir tek o küllerin kıymetini bilenlerin dokunuşu iz bırakmıyor gibi. “Neyin var?” diye sordu ihtiyar “Canın sıkkın”. Her zaman yaptığım gibi gülümseyerek elimi pencereden dışarı uzatıyorum. Bir kül tanesinin avucumda eriyip gitmesini izlerken “iyiyim merak etme” diye bildiğim en basit yalan ile cevap veriyorum

 

Kışın yapılabilecek en güzel şeylerden biridir bu bence. Elindeki bir bardak çayın sıcaklığında kendi aklını demlendirerek usul usul yağan karı seyretmek. Sadece seyretmek, bürünebildiğin bir battaniyeye bürünebildiğin kadar kişiliği sığdırıp ve hepsini susturarak seyretmek. Pencere önüne sıralanmış serçelere günaydın diyerek bu manzaranın tadını çıkarabilmek. Bu gelinliği güzel kılan onun eteklerine tutunmuş kartopu oynayanları seyretmek. “Niye sadece seyredip duruyorsun sen de diğerleri gibi yapsana o anın içinde sende olmuyorsun?” diye sordu deli. “O anın içinde olmadığımı nereden biliyorsun? Diye cevap verdim “hem bu sıcacık çay ile sarındığım battaniyeyi henüz bırakmak niyetinde değilim” diye ekledim gülümseyerek. “Belki de kendi küllerinde oynamak zor geliyordur, yangının acısını o yangında yanandan daha iyi kim bilebilir ki” dedi ihtiyar.

 

Haklı olduğu bir taraf vardı ihtiyarın kabul ediyorum. Fakat gerçekten kendi küllerim ile oynayıp, kaybolmak mıydı beni alıkoyan? Ve her şeye seyirci kılan? İşte bundan emin değilim. “Ben biliyorum asıl sebebi” dedi ustam şaşırarak hızla dönüp yüzüne baktım, aslında bakmama gerek yoktu sesinin tonundan anladığını fark etmişim alelacele “şşşşş!!!! bunun bir sır olması gerekiyordu evren ile benim aramda” diye susturmaya çalıştım. “Farkındayım ondan merak etme söylemeyeceğim sırrınıza sadık kalacağım” diye hafif alaycı bir tonla cevap verdi ustam. “Hem sen onu geç bakalım canının sıkkın olduğunu unutturmayı denediğini fark etmedim sanma” diye devam etti. Her zaman ki gibi gözünden kaçmamıştı. Ustamın karşısında oyun oynamaktan her zaman çekinmişimdir. Çünkü kendi oyunumda beni kolaylıkla köşeye sıkıştırabiliyordu. Aslına bakarsan karşısında oyun oynamaya ihtiyaç  duymuyordum.

 

“Yakalandın” dedi deli gülerek “Ama itiraf etmeliyim güzel bir kaçış denemesiydi” “Biliyorum ama pek işe yaramadı sanırsam” dedim. “Zaten beş metrelik kefenden koca şehre gelinlik biçtiğime göre ya çok iyi bir terziyim ya da çok iyi bir hayalperest. Bu ikisinin de kaçma konusunda fazla maharet sahibi olduğunu düşünmüyorum” diye ekledim. “ Bak yine değiştirdin konuyu” diye tekrar yakaladı beni ustam “Neden canın sıkkın?” diye sordu cevabını belki benden daha iyi bilerek. “Boşver” dedim ustama “gel, biz bu önümüzde oynan tiyatronun, bu güzel sahnesini seyre devam edelim”…

 

Çağrı SEFEROĞLU

Advertisements

Read Full Post »